Saturday 1 September 2012

Zeka Geliştiren Satışçılar


Bu dünyada hepimiz bir şekilde satışçıyız. Hepimizin bir ürün veya hizmeti var ve onu satmaya çalışıyoruz. Satılan ürünün, hizmetin veya karşılığının illa ki ticari bir meta, para veya ekonomik bir değer olması da gerekmiyor satışçı olmak için. Bilgi, fikir, sevgi, bunların hepsi bir şekilde satılıyor.

İnsan beyni zorlandıkça ve kullanıldıkça daha da açılıyor ve pratik hale geliyor. “Türk işi” dediğimiz bir çok hareket aslında bir sıkıntı karşısında çözüm aramaktan kaynaklanan pratik zeka ürünleri. Herhangi bir engel yoksa, o engeli aşmak için çözüm üretmeye de gerek kalmıyor. Bu yüzden bilim ve sanat, genelde sıkıntılı ortamlarda, engelleri aşmak için ortaya çıkıyor.

Bir ürün veya hizmet almak için yaptığımız her görüşmede ilk önce biraz gerginlik hissediyoruz. Bizlere verilecek bilginin doğruluğu hakkındaki şüphelerimiz bizi bir dedektif gibi her bir ayrıntının üzerine gitmeye zorluyor. Bu yüzden de bir dedektif şüpheciliğini üzerimizden atamıyoruz. Daha önceki tecrübeler, eş dost deneyimleri, hepsi bizde satışçılara karşı bir önyargı, belki de artık bir yargı, oluşturuyor. Satışçının her bir hamlesine karşı, sanki satranç oynar gibi, biz de bir hamle geliştiriyoruz. Satışçı malını öven bir cümle kuruyor, biz hemen oradan bir açıklama istiyoruz. Çünkü malesef bir çok satışçı kelimelerin esnekliğinden ve anlam genişliğinden yararlanma konusunda ileri derecede bir dil uzmanı olmuş. Müşteri de sürekli kendisini yeni sorularla garanti altına almak istiyor, gardını hiç indirmiyor.

Satışçı dikkatimizi çekecek, bize fayda sağlayacak unsurları ön plana çıkartıyor: “%70 indirim!”. Doğru, ama mağazadaki yüzlerce çeşit ürünün sadece üçünde geçerli. “Şu kadardan başlayan fiyatlarla”. Doğru, o kadardan başlıyor ama o üründen bir tane kaldı, o da vitrindeki mankenin üzerinde. Alıcı her seferinde bünyesine bu taktiklerden birisini ekliyor. İkinci kez bu taktiğe karşı bağışıklık kazanmış oluyor.

Hepimiz bir satışçıyız demiştik ya! Her ne satıyorsak satalım; bilgi, fikir, ürün, hizmet, sevgi ve daha bir çok şey. İster öğretmen olalım ders anlatan, ister bir ürün satışçısı, isterse de ilan-ı aşk eden bir sevgili. İnandırıcılık özelliğimizi kaybetmememiz, karşımızdaki alıcıyı rahat hissettirmemiz için mesajı oldukça net, sade ve güvenilir bir şekilde vermemiz gerekir. Tabii, alıcı bize gelmeden önce bizimle ilgili çeşitli kaynaklardan bilgi edinmiş olacaktır. Daha önce iletişimde olduğumuz bu alıcılara ne kadar güven vermiş ve ne kadar dürüst olabilmişsek, net ve sade bilgiyi iletebilmişsek, karşımızdaki alıcı kendisini o kadar rahat hissedecektir. Kişisel ve iş hayatımızda girdiğimiz her iletişimin bizim için oluşturulan yargılar binasında bir tuğla olduğunu unutmamamız gerek.

Sevgili Satışcılar,
İnsanların zekasını geliştirmeye yardımcı olmanız güzel. Fakat bunun için farklı çalışmalar yapsanız da size gelen insanlar ne dediğinizi net bir şekilde anlasa fena olmaz mı? Eğer daha az cümle ile daha çok satış yapmak istiyorsanız karmaşık mesajlar ve altyazılar yerine net, doğru ve sade bilgiyi tercih edin.
İyi satışlar...

Bu yazı 31 Ağustos 2012 tarihinde www.eurovizyon.co.uk internet sitesinde yayınlanmıştır.

No comments: